Köyümüz bir Türkmen köyü olup, Yörüklerin göç rotasında daha çok güzlük olarak kullanılmış bir mevkidir. Eski adı “Diresgene”, yeni adı “Yuvalı” dır.1966 yılına kadar köyümüze bağlı mahalle olan Serpe 1966 yılında ayrılarak köy olmuştur.

       Diresgene, idari olarak Osmanlı döneminin ilk zamanlarında 1530 tarihli Muhasebe Defterinde Eğirdir kazasına bağlı Yuva nahiyesi (Sütçüler) sınırları içerisinde 72 haneli bir köydür. Serpe ise 35 haneli ayrı bir köydür.

Yuva (Sütçüler) nahiyesi 16 . yüzyılın sonlarında kaza olduktan sonra, Diresgene Eğirdir kazasına bağlı bir köy olmuştur. 1845 tarihli Temettuat Defterinde de Diresgene 61 haneli Eğirdir kazasına bağlı bir köydür.

      Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin ilk asırlarında Serpe Ovasından Sütçülerin Gümü köyüne kadar uzanan vadi, Yuva yöresi olarak adlandırılmıştır. Bu ad, buralardaki yerlerin Yuvaoğullarına tımar olarak verilmesinden dolayıdır.

Yuva adı (Yiva, İva şekillerinde de yazılabilir) 24 oğuz boy adından birisidir. Sıralamada, 23. sıradadır. Diresgene adı Türkçe bir kelime olmadığı için 12 Eylül’den ( veya öğrendiğimiz kadarıyla 1962 yılından) sonra tarihi geçmişine uygun olarak değiştirilmiş ve köyün adı Yuvalı olmuştur.

Kaynak:  “OSMANLI ARŞİV KAYITLARI IŞIĞINDA EĞİRDİR KÖYLERİ” Prof. Dr. İsmail Hakkı Göksoy SDÜ İlahiyat Fakültesi



SDÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı – Hasan ONAY – XIX YÜZYIL ORTALARINDA SÜTÇÜLER KAZASININ SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU adlı Yüksek Lisans Tezi’nde köyümüz tarihi hakkında önemli bilgilere yer vermiştir.

1530 tarihli 438 numaralı defterde de Pavlu kazası’nın bulunduğu yerler olan Yuva ve Kartas nahiyeleri hakkındaki bilgiler kaydedilmiş olup aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. (Bkz. Tablo 8.)

91 Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530) I, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Ankara 1993. 302.

Tez’in tamamını görüntüleyin: XIX YÜZYIL ORTALARINDA SÜTÇÜLER KAZASININ SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU


 

Direskene Adı Nereden Geliyor?

Bilge UMAR’ın Türkiye’deki Tarihsel Adlar Kitabında Direskene Adının nereden geldiği açıklanmıştır.

Isparta İli Eğirdir / Eğridir İlçesi Merkez Bucağına bağlı köy. Yeni uydurulan adı Yuvalı. Direskene adının Eskene bölümünde Luwi/Pelasgos (Ne Demek?) dilinin Askawana’sını………………….

…… açıkça görüyoruz ve bu bizim, Askania adının aslı Askawana’dır sonucuna varmamızın …..

….. aslı nasıldı, anlamı neydi. güvenle söyleyemiyoruz. Yörenin baş tanrısı Men Askanios, kuşkusuz Luwi’ler çağı Anadolusunun baş tanrısı Adra/Tarkhun’dan gelme olduğuna göre (karş.Adrir Dağları), Direskene’nin öz biçimi belki Adraskawana, yani Adra-Askawana, Adra’nın Askawana’sı idi., yahut da Adraskawanas yani Adra Askawanas, Askawana’nın Adra’sı (=men Asnios) idi.

Adraskawana, Adra-Askawana, Adra’nın Askawana’sı, Adraskawanas, Adra Askawanas, Askawana’nın Adra’sı

Askawana =  Ada Ülkesi

Adra = Anadolu’nun Baş Tanrısı

Sonuç olarak; Direskene adı Adraskawana yani Anadolu’nun Baş Tanrısının Ada Ülkesi

İşte Belgeden ilgili bölümler:

 


 

Köyümüzde Roma ve Geç Roma Çağlarına Ait Yerleşkeler Bulundu

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Başkanlığında Isparta’da yüzey araştırmaları yapan ekip, Köyümüzün Yelliler Mahallesinde, Roma ve Geç Roma Çağlarına ait yerleşkeler bulmuşlardır.

Belgenin Tamamı İçin tıklayınız

Ekip Üyeleri

Arkeolog Nesrin ÖZSAİT, Araş. Gör. Dr. Özdemir KOÇAK, Araş. Gö.r Hamdi ŞAHİN, Araş. Gör. Abdullah DÜNDAR, Arkeolog Mustafa BİLGİN, Arkeolog Habibe AKAT, Harun OY, Göknur BEKTAŞ ve Şive ATA


Köyümüze Gelen Yörükler

        Soyları Orta Asya’ya Oğuzlara uzanan Honamlı Yörükleri 1951 yılı öncesinde kara çadırlarıyla yayla olarak köyümüzü kullanmışlardır.

Kaynak: Ayşe Hilal TUZTAŞ’ın “Günümüzde Isparta’da Yaşayan Yörüklerin Siyasi ve Kültür Tarihleri” adlı Yüksek Lisans Tezinden alınmıştır. İndir: Günümüzde Ispartada Yaşayan Yörüklerin Siyasi ve Kültür Tarihi

Kaynak: ketenlikyaylasi.yetkinforum.com


KESKİNOĞLU HAFIZ HAKKI EFENDİ

       Seferberlik yıllarında köyümüzde öğretmenlik yapan Keskinoğlu Hafız Hakkı Efendi’nin hayatının anlatıldığı metinde köyümüzün tarihine ışık tutacak bilgilere ulaştık.

“Cami mahallesinde doğmuştur. Keskinoğullarından Mustafa Ağanın oğludur. Rüştiye tahsilinden sonra Dündar Bey Medresesini bitirmiştir. Fevzi Burhani İptidai Mektebinde öğretmenlik yapmıştır. Seferberlik yıllarında Direskene, daha sonraları Eğirdir Zafer İlkokulunda, Yeşilada’da, Atabey’de, Banus köyünde çalışmış, oradan emekliye ayrılmıştır. 1951 yılında 67 yaşında vefat etmiştir. Kabri asri mezarlıktadır.”


Eğirdir Köy ve Nahiyelerine Ait Milli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Teşkilatlarına Dahil Reis ve Azaların Listesinde köyümüzden 3 kişi yer almış

ISPARTA’DA MİLLİ MÜCADELE İLE İLGİLİ BELGELER

Süleyman Demirel Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi  Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü Tarafından yayınlanan ” Hafız İbrahim DEMİRALAY’ın Hatıratı ve ISPARTA’DA MİLLİ MÜCADELE İLE İLGİLİ BELGELER”  adlı eserde Eğirdir Köy ve Nahiyelerine Ait Milli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Teşkilatlarına Dahil Reis ve Azaların Listesi belirtilmiş olup, Köyümüzden    “Diresgene İdare Heyeti”ne Katılanların Listesi belgenin 134. sayfasında yer almaktadır.

Eğirdir Nahiye ve Köylerine ait milli müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Teşkilatlarına dahil Reis ve Azaların Listesi

DİRESGENE KÖYÜ İDARE HEYETİ

Reis: Hacı Hasan Efendi oğlu Nuri Efendi

Aza: Hacı Osman oğlu Molla Hüseyin Mahdumu Arif Onbaşı

Aza: Hacı Mehmed Oğlu Osman Efendi.

İşte Belgenin 134. Sayfası

Belgenin Tamamına Ulaşmak için TIKLAYINIZ

Yayına Hazırlayanlar

Prof. Dr. Bayram KODAMAN    Hasan BABACAN

GÖLTAŞ Kültür Dizisi No:6

Sayısal Ortama Aktaran: www.ispartaya.com


Direskene’de İtalyanlarla Çarpışılmış…

Yılanlızade Tahir Paşanın oğlu Hafız İbrahim DEMİRALAY’ın (Kimdir?) anılarını yazdığı kitabın 57. sayfasında anasının babası (Dedesi) Akçaşarlı Ahmet’in Direskene’de İtalyanlarla çarpışırken şehit düştüğünden bahsedilmektedir. 

Sümer ŞENOL’un Isparta El Kitabı adlı eseri


       Kuva-yı Milliye’de Ispartalı Mahmut Efe Destanı

Tanımakta kalmasa, bilse nedir hizmeti?

Askerden kaçanlarla çarpıştı tetik tetik,

Direşkene geçiti, verdi ona şehitlik.

Şanlı DEMİRALAY’ın, mütevazi neferi,

Şehit olup bitirdi, hayat adlı seferi…


Isparta Eski Mebusu Böcüzade Süleyman Sami’nin 1922 tarihli “KURULUŞUNDAN BUGÜNE ISPARTA TARİHİ” adlı eserinde Eğirdir Kazasının köylerinden bahsederken Direskene’den de bahsetmiştir.

ISPARTA TARİHİ – Böcüzade Süleyman Sami – 1922


           

 

Direskeneli Kara İlyas Oğlu Alimşah Adlı Eşkıyanın Yakalanması:

13 Mayıs 1565 tarihinde (Hicri: 12 Şevval 972) Osmanlı Sarayından Eğirdir Kadısına yazılan mektupta; Direskeneli Kara İlyas Oğlu Alimşah Adlı Eşkıyanın yakalanıp İstanbul’a getirilmesi istenmektedir.

Mektupta “Eğirdir’de ev basan, halkın mallarını zorla gasp eden, mahkeme basıp dağa kaçan Kara İlyasoğlu Alemşah adlı bozgunculuk çıkaran (ehl-i fesad), Eşkiyanın (harâminin) yakalanarak küreğe konulmak üzere İstanbul’a (Südde-i Sa’âdet) gönderilmesi istenmektedir.

İşte o mektup:

Hamîdili beğine ve Eğirdür kâdısına hüküm ki: Sen ki Eğirdür kâdısısın, Dergâh-ı Mu‘allâm’a (Osmanlı Sarayı) mektûb gönderüp; “kazâ-i mezbûratâbi‘ Direskene nâm (ad) karyeden (Köy. Nâhiyeden küçük olan, insanlarla meskun yer) Kara İlyâs-oğlu Alemşâh dimekle ma‘rûf kimesne (kimse) ehl-i fesâd (bozgunculuk çıkaran) ve harâmî (haydut, yolkesen, eşkıya) vü serîr (Kötü insan, kötülük eden insan) olup müslimânlarun evlerin ve değirmenlerin basup cebren (Kuvvet kullanarak) esbâbların alup meclis-i şer‘-i şerîfe (Mahkeme) da‘vet olundukda itâ‘at itmeyüp varan âdeme şetmidüp ok ve kılıç ile cengidüp (savaşıp) tağlara kaçup (dağlara kaçıp) tahassun idüp (saklanıp) ve nâyibün (kadı vekili) mahkemesin basup sancak beği sübaşıları nice def‘a ele getürilmesin kasdeyledüklerinde tağ sa‘b (Zorlu, güçlü kuvvetli ) olmağla tutılmayup müslimânlar elinden âciz oldukların” arzeyledüğün ecilden buyurdum [ki]:

“Varıcak göresin; bu husûslar vâkı‘ ise mezbûrı her kande ise bulup hüsn-i tedbîr ütedârükle ele getürüp dahi yarar âdemlere koşup Südde-i Sa‘âdetüm’e (İstanbul) irsâl (Gönderme yollama) eyleyesin ki küreğe konıla. Ammâ; bile gönderdüğün âdemlere gereği gibi tenbîh eyleyesin ki, yolda veizde gaf[le]tle (Dalgınlık, dikkatsizlik, boş bulunma, aymazlık, dalgı, ihtiyatsızlık) gaybet  (gizlilik ve gözlerden gizlenmek, kaybolmak)  itdürmekden ziyâde ihtiyât (ileriyi düşünerek ölçülü davranma ) eyleyeler; söyle bilesin.”

Kaynak: Bekir YALÇINKAYA resmi web sayfası.

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİNE ÇEVİRİSİ

(Google ile çevrilmeye çalışılmıştır. Yanlış olduğunu düşündüğünüz yer var ise biz yazınız.)

Sen Eğirdir kadısısın. Osmanlı sarayına mektup gönderip; “yukarıda ismi geçen kazanın Direskene adlı köyünden Kara İlyâs-oğlu Alemşâh denilen kimsenin bozgunluk çıkaran ve yol kesen kötü insan olduğu, kuvvet kullanarak Müslümanların evlerini ve değirmenlerini bastığı, mahkemeye davet edildiğinde itaat etmeyip, insanlara ok ve kılıç ile saldırıp dağlara kaçıp saklandığı, kadı vekili mahkemesinin gönderdiği komutanlarının defalarca ele geçirmeye kastettiklerinde zor, güç ve çetin dağlarda tutulamadığı, Müslümanların aciz durumda olduğunu” belirtmişsiniz.

Arz olunduğu gibi ise acil olarak buyurdum ki:

Bu hususlar meydana gelmiş ise; yukarıda söylenen her nerede ise bulup dikkatli hareket ederek ele geçirip İstanbul’a yollayasın ki; küreğe konulsun. (Küreğe Koyma: Osmanlı gemilerinin kürekçi ihtiyacını karşılamak için düşünülmüş örfi bir ceza türü) Ama gönderdiğin adamlara gereği gibi tembihle ki, yolda dalgın ve dikkatsiz davranmasınlar, kaybetmeden ihtiyatlı davransınlar.